SohbetYaz.Com
XP Odulleri Sistemi
XP Kazanmaya Basla!
Gunluk Giris
Her gun +50 XP
Streak Bonusu
Seri yap, bonus kazan!
Gunluk Gorevler
Gorev tamamla, XP kazan
XP Market
Unvan, rozet, boost al!
Uye ol, her gun XP kazan ve liderlik tablosuna gir!
FATagram
Hikayeler kilitli
Bu içerikler üyelere özeldir.
Kayıt ol, tüm içeriklere eriş!
Üye Ol
FA-X
Tweetler kilitli

Resimyolu SohbetYaz Loadix

Reklam Ver Netguc İnternet Hizmetleri Reklam Ver
Sevgini paylaşmak için bir neden yeterli 💗 - Yeni mesaj yok..!
Ask Mesaji Gonder
♥ Ask Mesaji Gonder
Bugun kalan mesaj hakkiniz: 0
Kayıt Ol Sevgili Ziyaretçi!
Kayıt olmak için bir dakikanızı ayırın, Daha ne bekliyorsunuz?
Kurallar & İletişim
Kayıt Ol

Etiketlenen üyelerin listesi

Yeni Konu Aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama
Alt Bugün, 07:30   #1
Çevrimiçi
Kullanıcıların profil bilgileri ziyaretçilere kapalı
Kıyısı olmayan savaş gemisi sokamaz mı? Rusya’ya yakıt satışı iddiası: Karadeniz artık 'savaş riskli' mi?


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – The Guardian gazetesi Karadeniz’de Türkiye’yi de ilgilendiren bir iddia ile yayınladığı haberde, Ukrayna ve Rusya arasındaki gerilim ve Rusya’ya yardım iddiasıyla ‘suçladığı’ Güney Kore ticaretini kaleme aldı. TheGuardian’ın kaynak aldığı analiste göre Ukrayna’yı destekleyen çıkarlara ters düşecek hamleler yapan Güney Kore, aynı anda Türkiye’deki NATO zirvesinde ‘Ukrayna’ya yardımlarını ve desteklerini’ dillendiriyordu. Ancak Ukrayna kime ait olduğuna bakmaksızın Karadeniz’de ticaret gemilerini vuruyor, Rusya’ya silahı olmayan insanlar üzerinden saldırıyordu. Tüm bu saldırıların yaşandığı, sivillerin öldüğü ve ticaret gemilerinin battığı Karadeniz artık Montrö’de anlatıldığı ya da vadedildiği gibi güvenli bir alan olmaktan çıkmış mıydı? Aslında tüm bunlar, hatta Türk gemilerine yapılan saldırılara saldırıyla karşılık verilmemesi de Türkiye’yi ve Karadeniz’i koruyan bir güvenlik önlemiydi. Peki nasıl? Deniz Jeopolitiği Danışmanı Deniz Güler, konuyu tüm detaylarıyla Milliyet.com.tr’ye anlattı.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

UKRAYNA’YA YARDIMI TÜRKİYE’DEN DUYURDU! GÜNEY KORE RUSYA’YA YAKIT MI SATIYOR?

5 Ekim günü The Guardian çarpıcı iddialara yer verdiği haberinde, “CREA tarafından analiz edilen Kpler verilerine göre, Rusya Ağustos ayında deniz yoluyla 368 bin ton petrol ürünü ithal etti. Bu, bir önceki aya göre 7 kattan fazla ve Ukrayna'nın topyekün işgalinden bu yana en yüksek aylık toplam oldu. Bu miktarın yüzde 31'ini oluşturan 112 bin tonluk ithalat, Hindistan'dan sonra ikinci sırada yer alan Güney Kore'ye aitti. Güney Kore limanlarındaki yüklemeler Temmuz ayında hızla artmaya başladı. Bu artış, ülkenin cumhurbaşkanı Lee Jae Myung'un Türkiye'deki NATO zirvesinde Ukrayna'nın yeniden inşası için 100 milyon dolar sözü vermesiyle aynı zamana denk geldi. 2025 yılında yapılan bir ticaret birliği anketine göre, savaşın başlamasından bu yana Rusya'ya ihracatı durduran Güney Koreli firmaların neredeyse yüzde 80'i ticarete yeniden başlamaya açıktı” sözlerine yer verildi. Rusya aslında yakıt ihracatıyla bilinen ülkelerden biriydi. Üstelik Güney Kore, Türkiye’den yaptığı açıklamalara ters bir rota izliyor gibi görünüyordu. Ukrayna'daki savaş nedeniyle Moskova'nın tedarik arayışı içinde olduğu bir dönemde, Güney Kore'den Rusya'ya yaptırım uygulanan tankerlerle yakıt sevk edilmesi Finlandiya merkezli bir düşünce kuruluşu olan Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi'nde (CREA) analist Isaac Levi’nin dikkatini çekmişti. Levi, “AB yaptırımlarına maruz kalan tankerlerin Güney Kore limanlarından yakıt yükleyip Rusya'ya taşıması şok edici. Bu durum, yaptırım rejimini ve Güney Kore'nin Ukrayna'ya verdiği desteği baltalıyor” diyordu. Peki bütün bunlar ne ifade ediyor? Deniz Jeopolitiği Danışmanı Deniz Güler şöyle anlattı:

Alıntı Metni [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


KARADENİZ’İN TAMAMI SAVAŞ RİSKLİ BÖLGE: ‘HER GEMİ GİREMEZ MONTRÖ KORUR’

Karadeniz’de gemi vurulması, batırılması ya da İHA saldırısı son dönemde sıklıkla basında yer alan haberlerden biri oldu. Bu durum pek çok kişi tarafından ‘karşılık verilmesi gereken bir saldırı’ diye yorumlansa da, durum göründüğünden çok farklıydı. Bir kere ‘Montrö’ devreye giriyor ve Türkiye’ye silah bile kullanmadan güvenlik garantisi vadediyordu. Ancak silah yoksa silaha karşı nasıl savunulabilirdi? Deniz Güler bu konuya ilişkin, “Karadeniz'de deniz bir anda savaş ve çatışma, denize taşmaya başladı. Denizdeki varlıklara saldırmaya başladılar. Buradaki hedef tankerlerle tabii ki dökme yük gemileri, kuru yük gemileriydi. Yani tahıl taşımaya yarayan gemiler. Tankerler de petrol ve bütün yükün taşınmasına destek olan gemiler. Daha çok bunlara saldırılar başladı. Daha önce de Türkiye'ye ile bağlantılı, işletmesini Türk bir Şirketin yaptığı, ya da ticaretini Türk şirketinin yaptığı, Türk sahipli bir gemiye saldırı oldu. Türk deniz yetki alanlarına çok yakın, neredeyse 15 deniz mili mesafede boğaz açıklarında bir saldırı gerçekleşti. Neredeyse boğazın giriş noktası, buraya yaklaşma suları diyoruz. Sinop açıklarında saldırı gerçekleşti. Deniz yetki alanlarında saldırı gerçekleşiyordu ve Türkiye gerekli uyarıları yapıyordu Dışişleri Bakanlığı kanalıyla. Ancak 5 ile 7 Ekim'e gelince durum değişti. Çünkü 3 günde 3 Türk bayraklı gemi saldırıya uğradı ve bu gemilerden 2’si battı. Bu çok ciddi bir tırmanma sinyalidir” diye konuştu. Karadeniz’de 4 yılı aşkın süredir devam eden savaşta kimse geri adım atmadığı gibi, geçen sürede etki alanı genişlemişti. Ayrıca bu etki alanları 5-7 Ekim’den sonra Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin egemenlik alanlarına yapılan saldırılarla, çok daha ciddi önlemler alınması gereken bir sorunu getirebilirdi: Savaş! Yani artık Karadeniz’de tahıl koridoru ya da büyük ticaret hamleleri değil, savaş riski konuşuluyordu. Deniz Güler 5-7 Ekim’de değişen dengeleri şöyle açıkladı:

“Şunun ayrımına varmamız gerekiyor: 2022 Karadeniz konjonktürüyle 2026 Karadeniz konjonktürü aynı değil. Dolayısıyla bugün Karadeniz'de Türkiye tarafından ele alınması gereken esas konu tahıl koridoru ya da güvenli bir ticareti rotası değil. Bu ikinci başlık haline geldi. Çünkü 5 ile 7 Ekim tırmanması, Bulgaristan ve Romanya'nın münhasır ekonomik bölgelerini de işin içine katan Karadeniz'in tamamının savaş riski bölge haline geldiği bir konjonktüre çevirdi burayı. Çünkü 5 ile 7 Ekim tırmanması Bulgaristan ve Romanya Münhasır Ekonomik Bölgelerini de işin içine katan, kıyılara 17-18 deniz mili mesafede saldırılarla Karadeniz’in tamamını savaş riskli bölge haline getirdi. Ukrayna ile Rusya arasındaki deniz hedeflerine saldırı coğrafyası o kadar çok genişledi ki, Baltık Denizi'nde ve Buga Limanı'ndan tutun (Rusların ana petrol ihraç limanlarından) Karadeniz'in neredeyse tamamında Gürcistan da dahil olmak üzere bütün ülkelerin deniz etki alanlarında saldırılar gerçekleşti. Moskova'nın derinliklerine atış yapan petrol veya rafineri tesislerini, petrol üretim altyapısını vurmak için Baltık denizi, Moskova, güneybatısında Karadeniz ve İstanbul Boğazı, güneydoğusunda Hazar Denizi'ne kadar uzanan devasa bir çemberde gerçekleşiyor saldırılar. Dolayısıyla Karadeniz’in tamamı artık savaş riskli bir yer haline geldi. Lloyd's Market Association ile International Underwriting Association ortaklığında hayata geçirilen Joint War Committee (JWC) 16 Eylül 2026 tarihinde JWLA-035 kodlu belgeyi yayınladı. Komite bu belgeyi savaş riskli coğrafi alanı belirlemek amacıyla deniz sigortacılığı ve reasürans piyasasında uluslararası bir referans oluşturmak için hazırlıyor. Neredeyse Karadeniz'in tamamını savaş riskli bölge ilan ettiler. Sadece Gürcistan, Türkiye, Bulgaristan ve Romanya'nın karasularını dışarıda bıraktılar. Yani doğrudan devletlerin egemenlik alanlarını dışarıda bıraktılar. Bu taşımacılığı, navlunu ve deniz sigorta primlerini yükseltiyor. Bu Türkiye'nin doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak tanımlaması gereken bir konu haline geldi. 5-7 Ekim tırmanması tehlikeli bir tırmanma. Peki Türkiye'nin nelere dikkat etmeli?”

Alıntı Metni [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


İHA SALDIRILARINA NEDEN YAZILI CEVAP VERİLİYOR? ‘FİZİKİ KARŞILIKTAN KAÇINILMALI’

Savaş 4 yılı aşkın süredir devam ediyordu. Bu süreçte elbette yeni adımlar atılıyor, bölgeden saldırı haberleri gelmeye devam ediyordu. Ancak Rusya ve Ukrayna arasındaki bu savaşta saldırılara başka ülkeler de maruz kalıyordu. Bu ülkelerin başında gelen Türkiye, neredeyse her hafta yeni bir tanker ya da kuru yük gemisinin Karadeniz’de vurulduğunu duyuyor, Vurulan ve Türk personelleri de taşıyan çeşitli gemiler Türk kıyılarında karaya oturuyordu. Pek çok kişinin aklında aynı soru vardı: Türkiye neden İHA’larıyla gemilere zarar veren saldırılara misliyle karşılık vermiyordu? İşte burada yine Montrö devreye giriyor, fiziki cevaplar yerine yazılı, sözlü uygulamalar ‘savaştan koruyordu’. Deniz Güler bu konuya ilişkin sözlerine. “Türkiye, Ukrayna-Rusya savaşının başlangıcından itibaren Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. maddesini kararlılıkla uygulayarak savaşan tarafların savaş gemilerinin Türk Boğazları üzerinden Karadeniz’e geçişini sınırlandırmıştır. Bu da çatışmanın deniz boyutunda daha fazla tırmanmayı önleyen önemli bir hukuki ve diplomatik tutumdur. Bu yaklaşımın temel dayanağı Türkiye’nin tek taraflı siyasi tercihlerinden ziyade, uluslararası hukuk tarafından tanınan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’dir. Montrö’nün olmadığı bir durumda tek başına bu karar bile Türkiye’yi savaşan taraflardan biri haline getirecekken, Montrö sayesinde Türkiye aktif tarafsızlığı sürdürebilmiştir. Dolayısıyla Karadeniz’in güvenliğine ilişkin her türlü diplomatik girişimin merkezinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi bulunmalıdır. Türkiye’nin bu süreçteki en önemli diplomatik sermayesi ise aktif tarafsızlık politikasıdır” diye başladı ve şöyle noktaladı:

Alıntı Metni
Kaynak ; Milliyet

  Alıntı ile Cevapla


Cevapla



Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık