Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Elektrikli araçlar (EV) son yıllarda yepyeni bir konfor alanı açmış olsa da, her yerde şarj istasyonuna erişimin kolay olmadığı düşünüldüğünde mağduriyetler gündeme geliyor.
EV’lerde akünün boşalması demek, arabanızı şarj etmeden kıpırdatamayacağınız anlamına geliyor. Oysa akaryakıtla çalışan araçlarda akünün bitmiş olması komşunuzdan ya da yakınınızdaki bir arabadan, ‘nakil kablosu’ kullanarak kısa sürede çözülebilen bir sorun. Bir aracın diğerinin çalışmasını sağlaması aslında bu işlemle yabancısı olduğumuz bir durum değil.
Ancak iş elektrikli arabalara gelince, farklı güç ve kapasitedeki araçların diğerine olumsuz etkileri olabileceği gerçeği ortaya çıkıyor. Her şeye rağmen yeni nesil telefonlarda birbirine ‘tokuşturarak’ şarj işlemi yapılabiliyor olması büyük bir yenilikken, neden arabalar birbirini şarj etmesin ki? Tabii bunun için arabaları tokuşturmak gerekmiyor.
Tıpkı yıllardır yaptığımız gibi nakil kablosuna benzer bir kablosuyla bunun yapılması mümkün. Peki bu sistem gerçek olabilecek kadar sağlıklı ve verimli mi? Arabalar birbirini şarj edebilir mi? İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik-Elektronik, Elektrik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Yaşa, elektrikli araçların birbirini şarj edip edemeyeceğini tüm detaylarıyla
Milliyet.com.tr’ye anlattı.
Yapay zekâyla oluşturulmuştur. 3 ANAHTAR VAR: VERİM, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE GÜVENLİK!
Geleneksel EV şarj sistemlerinde akım tek yöndedir. Yani enerji, şebekeden araca akar. EV-EV aktarımı yapabilmek içinse bu akımı tersine çevirmek gerekir.
Doç. Dr. Yusuf Yaşa’ya göre bu, bidirectional charger-inverter-dönüştürücü teknolojileri gerektirir. Bu konseptle EV, enerji tüketen değil, enerji kaynağı olabilen bir tasarıma bürünür.
Ancak bu sistemin günümüzde aşılamamış bazı açıkları ve dezavantajları var. Doç Dr. Yaşa bunları,
“V2V (araçtan araca şarj) sistemlerinde iki araç, kablo aracılığıyla veya kablosuz bağlantılarla birbirine bağlanabilir. Bu bağlantı üzerinden, enerji veren araç bataryasından alınan doğru akım, bir dönüştürücü aracılığıyla alıcı aracın şarj sistemine uygun forma dönüştürülür. V2V enerji aktarımının önünde hâlâ önemli teknik ve pratik engeller bulunuyor. Farklı araçların batarya gerilimleri, kapasiteleri ve şarj protokolleri arasında uyum sağlamak zor olduğu gibi, yüksek akım aktarımında güvenlik ve izolasyon da büyük bir mühendislik sorunudur. Ayrıca sürekli şarj-deşarj döngüleri batarya ömrünü olumsuz etkileyebilir” diye açıklıyordu.
Sonuç olarak, bir elektrikli araçtan diğerine enerji aktarımı teknik olarak mümkün olsa da, bugünlerde yalnızca prototiplerde deneniyor. Bu sistemin sağlıklı çalışması için verim, sürdürülebilirlik ve güvenlikten geçen yolların aşılması gerekiyor.
Alıntı Metni
HER SEÇENEKTE SONUÇ AYNI: ‘VERİM DÜŞÜYOR VE ISINIYOR’
2025 yılı eylül sonu itibarıyla kayıtlı elektrikli araç sayısı 321 bin 710 olarak açıklandı.
Geçtiğimiz eylül ayında bu sayının 146 bin 965 olduğu düşünüldüğünde, EV sayısının 1 yıl içinde 2’ye katlandığı görülüyor. Peki ama şarj istasyonları, şarj ihtiyacını karşılayacak düzeyde mi? Şarj istasyonlarına erişimin kısıtlı olduğu noktalarda ya da aracınız şarj istasyonlarına gidemeyecek kadar düşük bir şarj seviyesindeyken başka bir elektrikli araçtan yardım almayı düşünebilirsiniz.
Ancak burada kritik bir detay var. Her EV aynı kapasitede değil!
Doç. Dr. Yusuf Yaşa bu konuyu şöyle açıkladı: “Batarya kapasitesi farkı, EV’ler arasında enerji aktarımının en kritik risk kaynaklarından biridir. Her elektrikli aracın batarya kapasitesi (kWh), nominal gerilimi (V) ve maksimum şarj/deşarj akımı (A) farklı olduğundan, bir araçtan diğerine enerji aktarmak, sistemler arası elektriksel ve termal dengesizliğe yol açabilir. Bu nedenle hem yüksek kapasiteliden düşük kapasiteliye hem de düşük kapasiteliden yüksek kapasiteliye aktarım senaryoları ayrı değerlendirilmeli." Tüm senaryolar değerlendirildiğinde benzer tablolar ortaya çıkıyor. Özellikle de kritik bir sıcaklık eşiğinin aşılmış olması faciayla sonuçlanabilecek bir işlem anlamına geliyor. Çünkü elektrikli araçlarda batarya sıcaklığının 60 dereceyi aşması, bataryanın ömrünü kısaltıp, bataryaların daha hızlı bozulmasına neden oluyor. Bunun tek sonucu performansla ilgili değil.
Aşırı sıcaklık, şarj performansını olumsuz etkileyip, bataryanın şarj tutma kapasitesini azaltarak batarya şişmesi veya yangın riski artabiliyor. Doç. Dr. Yusuf Yaşa, bu durumu sıcaklığa dikkat çekerek şöyle anlattı:
Alıntı Metni
Yapay zekâyla oluşturulmuştur. ARABALAR BİRBİRİNİ ŞARJ EDECEK GÜÇTE Mİ? ‘YÜZDE 80’E 30 DAKİKADA ULAŞIR’
Her EV aynı güç ve tasarıma sahip olmadığından birbiriyle denk iki araç için bu şarj sistemi konusunda hayaller kurulsa da açık kalan noktalar var.
Tüm EV’lerin birbiriyle aynı olmadığı göz önünde bulundurulduğunda Doç. Dr. Yusuf Yaşa farklı özelliklerden örneklerle şarj süresini, “Bir elektrikli araçtan diğerine enerji aktarımı yapılırken sürenin en temel belirleyicisi aktarılacak güç miktarı ve araç bataryalarının kapasitesidir. Örneğin, 75 kWh’lik bataryaya sahip bir araçtan 40 kWh’lik başka bir araca enerji aktardığımızı düşünelim. Eğer alıcı aracın bataryası neredeyse boş (yüzde 10 dolu) ve hedefimiz onu yüzde 80 doluluğa ulaştırmaksa, yaklaşık 28 kWh enerji aktarmamız gerekir. Bu işlem, kullanılan teknolojiye göre oldukça farklı sürelerde tamamlanabilir. Düşük güçlü 3.7 kW’lık bir bağlantıyla yaklaşık 7,5 saat, orta güçlü 11 kW’lık bir sistemle 2,5 saat, yüksek güçlü 50 kW DC bağlantı ile ise yalnızca yarım saatte gerçekleşebilir” diye değerlendirdi.
Doç. Dr. Yaşa’ya göre bu bir denklemle açıklanabilir.Ancak bu işlem sırasında enerji kayıpları gözleniyor.
Üstelik bu kayıp azımsanamayacak miktarda. Doç. Dr. Yaşa kazanmakla kaybetmek arasındaki bu denklem için,
“Araçtan araca şarj süresi ‘aktarılacak enerji miktarı ÷ aktarım gücü’ denklemiyle belirlenir. Ancak bu süreçte enerji dönüşümü sırasında kayıplar (yaklaşık yüzde 10–15) yaşanır, dolayısıyla donör aracın bataryasından çıkan enerji, alıcının bataryasına biraz eksik ulaşır. Bu nedenle pratikte, V2V aktarım genellikle acil durumlarda veya kısa menzil desteklerinde kullanılır. Şebeke benzeri yüksek güçlü sistemler kurulmadan, bu yöntem ‘araçtan araca kurtarma’ işlevi görür ama geniş ölçekli bir şarj alternatifi haline gelmez” dedi.
MOBİL ŞARJ ÜNİTESİ Mİ, ARABADAN ARABAYA ŞARJ MI?
Telefonlarımızın şarjı bitmek üzere olduğunda, eğer elektrik ve prize erişimimiz yoksa akla ilk gelen çözüm ‘powerbank’ oluyor.
Peki arabalar için de benzer bir sistem kullanılabilir mi? Piyasada taşınabilir elektrikli araç şarj cihazları için farklı marka ve modelde ürünler olsa da bu konuda kullanıcı bilinci ve daha düşük maliyetli üretim henüz sağlanamadığından kullanımı yaygın değil. Ancak araçtan araca şarj ile mobil şarj cihazları arasında bir değerlendirme yapıldığında ortaya dikkat çekici detaylar çıkıyor. En önemli detaylarsa EV’lerin sağlığına ilişkin!
Peki ama mobil şarj cihazları kullanmak daha verimli ve sağlıklı olabilir mi? Doç. Dr. Yusuf Yaşa bunu da açıklayarak sözlerini noktaladı:
Alıntı Metni
Kaynak ; Milliyet