|
|
|
| Sevgini paylaşmak için bir neden yeterli 💗 - Yeni mesaj yok..! | |
| | LinkBack | Seçenekler | Arama |
| | #1 |
| Çevrimiçi ![]() ![]() | Dışişleri Bakanı Hakan Fidan CNN Türk'te: CAATSA yaptırımları kaldırılabilir [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CNN Türk’te Hande Fırat'ın sorularını yanıtlıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamalarından satır başları: ABD yönetimi ve sayın Trump’ın NATO zirvesine katılacağını teyit ettiler. Bu NATO topluluğu için önemli bir haber. Ayrıca Sayın Trump buna katılıyor çünkü davet eden Sayın Erdoğan. Eğer davet eden Sayın Erdoğan olmasaydı, katılmayacaktı. Bu artık büyük bir stratejik denklem oldu, bu denklem günümüzdeki meydan okumaları, çatışmaları, sıkıntıları, ittifaktaki kaymakları göz önünde aldığınızda ne kadar büyük bir rol oynadığını görürsünüz. Burada Cumhurbaşkanımızın küresel liderlik vizyonu, geliştirdiği ilişki ağı, oluşturduğu güven, insanlar nazarındaki prestij ve Türkiye'nin geldiği nokta önemlidir. ABD ile yıllar içinde inişli çıkışlı konularımız var. Ticaret, ekonomi, eğitim, teknoloji alanlarında iyi yürüyen alanlar var, bunları ilerletmeye çalışıyoruz. ABD ile ilişkiler olumlu süreçte. Cumhurbaşkanımızın küresel vizyonu çok önemli. CAATSA YAPTIRIMLARIYLA İLGİLİ SON DURUM? CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönünde bir irade var.Bir taraftan devam eden konular var, kongre üzerinden yıllar içerisinde kalmış, çözülememiş konular var. Bunlardan birisi CAATSA meselesi. Yani Türkiye ile ilgili spesifik kararlar alınabiliyor zaman zaman ama hani kurumsal olarak kalıcılığı olan tek negatif husus şu anda budur. Çünkü Türkiye hemen hemen son üç dört yıldır bütün yaptırımları birçok ülkeden kaldırdık. Ve çoğu da idari yaptırımlardı. Bir bu kalmıştı. Bu konuda da biz gereken adımları atıyoruz. Çünkü hem Sayın Cumhurbaşkanımız hem Sayın Trump da bunu kaldırma yönünde güçlü bir irade var. Geçen sene Eylül'de Washington'da bir araya geldiğinde iki lider bu konuda irade beyanında bulundular. Bakanlara da talimat verildi bu sorunun çözülmesi için. Genel hatları ile iyi giden bir ilişki var. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için bazı adımlar ve çalışmalar var. İşlemlerin yerine getirilmesi ile Kongrede süreç aynı olmayabilir. Ancak iradi anlamda bir sıkıntı yok. Kongrede süreç nasıl gidecek ona bakarız. Türkiye’ye yönelik genel yaptırımların kaldırılması için çalışıyoruz. CAATSA’nın yasaya bakan bir durumu var ancak diğer konularda yaptırımların kaldırılması için çok sistemli çalışmalarımız oldu. Bu konuda etkilerini görüyoruz. Bir yandan Halk Bankası davası diğer yandan Türkiye’nin talep ettiği konularda engellerin kaldırılması ve daha rasyonel bir ilişkiye dönülmesi. NATO üyesi olmayan ve ABD ile ortak çıkarı olmayan bir çok ülkeye askeri mühimmat satılırken Türkiye’ye satılmaması Trump yönetiminde izah edilir bir durumu yok. Kongreye sızmış bir takım Türkiye aleyhindeki düşüncülerin etkisini bu tür olaylarda görüyoruz. Bakın, ben şimdi söylüyorum: Bu konuda iradî bir problem yok. Bunun deklarasyonu yapılmış durumda zaten. Yani iki lider de, iki ülke de bunun kalkmasını istiyor. Bunun pratik hayata geçirilmesi için gereken işlemler var. Amerikan tarafında yerine getirilmesi gereken prosedürler bulunuyor. Şu anda onların yapılması sürecindeyiz. Yani buna karar verilmiş zaten. Bunun müjdesi diyorsanız, o da verilmiş. Ama bunu ilerletme meselesi var; onu yapıyoruz şu anda. "TÜRKİYE'NİN YAPICI ROLÜNÜ HERKES GÖRÜYOR" Birçok konuda Türkiye’nin ne kadar yapıcı, istikrarlaştırıcı bir rolü olduğunu herkes görüyor. Dolayısıyla bu rol, aslında Amerika Birleşik Devletleri gibi gerçekten küresel manada kendisine gereğinden fazla yük alan bir ülkenin, belli noktalarda Türkiye gibi ortaklara güvenmesi için birçok neden ortaya çıkarıyor. Ben tabii şöyle düşünüyorum: Amerika Türkiye’yi bir yere konumlandırır, biz Amerika’yı bir yere konumlandırırız. Her ülke, kendi millî stratejisi çerçevesinde başka ülkeleri ve aktörleri bir yere konumlandırır. Ama bizim durduğumuz yerden şuna bakıyoruz: Başkalarının bizi konumlandırdığı yerden ziyade, biz kendi millî egemenlik anlayışımızla, irademizle ve açık idrakimizle ne istiyoruz, nasıl istiyoruz, niye istiyoruz; bu önemli. Ve bunun müzakeresini yapmak önemli. Şimdi aktörler karşılarında sorumlu, ne istediğini bilen ama rasyonel; herkes için istikrarlaştırıcı bir rol oynayan bir aktör gördüğü zaman, bu konuda herkes sizinle çalışmak istiyor açıkçası. Ben Amerika’nın küresel rekabette yeni bir aşamaya geldiğini görüyorum. Çin ile ilgili konularda çok ciddi bir politika değişimi olması lazım. Donald Trump yönetiminin ortaya koyduğu millî güvenlik siyaset belgesine baktığınız zaman, aslında çok radikal, devrimci bir yeniden tanımlama var; bütün uluslararası ilişkileri yeniden tanımlayan bir yaklaşım var. Bununla ilgili daha önce de konuştuk. Şimdi bu perspektiften baktığınız zaman, sadece Türkiye ile ilgili değil; bütün dünyayla ilgili, eski ve yeni bütün müttefikleriyle alakalı bir yeniden okuma içerisinde. TRUMP'IN TÜRKİYE'YE TEŞEKKÜRÜ Bakın, o kadar kritik, yoğun ve riske açık bir süreçteyiz ki… Bir taraftan savaş var ve bu savaş giderek yaygınlaşma riski gösteriyor; coğrafi olarak, süre olarak, kullanılan silahlar olarak… Belli noktalarda hiçbir şekilde geri dönülememe riskinin olduğu bir yer. Savaşı durdurmak için zamanla yarışıyoruz. Taraflar arasındaki güven bunalımı o kadar yüksekti ki, onların tek başına birbirleriyle konuşabiliyor olması bile bunu aşmaya hiçbir şekilde yetmez. Dolayısıyla her iki taraf nezdinde de güvenilir aktörlerin sesinin duyulması, bu tür durumlarda vazgeçilmez bir ihtiyaç. Türkiye tam da burada, her iki ülkenin nezdinde; Cumhurbaşkanımızın yıllardır ortaya koyduğu tutarlı, vizyoner çizgi ve oluşturduğu güvenilir, dürüst ortak profiliyle çok önemli bir rol oynadı. Ben hatırlıyorum, kaç gece sırf bu yoğun diplomasi nedeniyle iki taraf arasında, hem barışırlarken hem birbirlerini vururken, iletişim yürütmek zorunda kaldık. İki taraf da bizi arıyor, mesaj iletmemizi istiyor. Pakistan tabii ki ciddi bir rol oynuyor ama bazen onun rolü de yetmiyor. Katar devrede. Ve bu üç ülke — Katar, Pakistan, Türkiye birbirleriyle de çok dostane, kardeşçe ve aynı zamanda stratejik ortak. Bu bizim için fevkalade önemli. Ben hem Katar’ın hem Pakistan’ın ortaya koyduğu arabuluculuğu takdir ediyorum. Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı da onlar aynı şekilde takdir ediyorlar. "İSRAİL DÜNYANIN SORUNU" İsrail ortaya koyduğu bu politikayı da belli bir illüzyonun arkasına saklamış ve Batı da bunu satın almayı kabul etmiş. Ama ne zaman ki o politika artık insanlığın gözünde çalışamaz, inandıramaz, kandıramaz hâle geldi; işte o zaman herkes riskleriyle baş başa kaldı. Bakın, dünyanın her yerinde üniversite kampüslerinden gazetelere, entelektüel platformlara kadar inanılmaz bir İsrail karşıtlığı oluşmuş durumda. Neden? Çünkü göz göre göre katliam yapıyorlar, göz göre göre her yerde istikrarsızlaştırıcı rol oynuyorlar. Eskiden bir iki basit medya hamlesiyle bunu gizleyebiliyorlardı. Şimdi bunu gizleyemiyorlar. İsrail şu anda, az önce tarif ettiğim bu yok edici ve uluslararası toplumun lanetlenmesine uğramış imajını değiştirmek için yeni bir düşman arayışı içerisinde. Gittiğim yerlerde de bana soruluyor. Ben diyorum ki: İsrail kendisine bir düşman yaratmaya çalışıyor. Bizim açımızdan ise, İsrail veya herhangi bir aktör, millî çıkarlarımızla bölgesel çıkarlarımıza çakıştığı sürece kimseden korkacak, çekinecek, geri adım atacak hâlimiz yok. Bize bir sıkıntı yok. Kavga bizim işimiz; hiç problem değil. Problem şu: İsrail sadece benim değil, dünyanın sorunu. Bunu böyle anlatmak gerekiyor. İsrail sadece Türkiye’nin sorunu değil, sadece Recep Tayyip Erdoğan’nın meselesi değil. Sayın Cumhurbaşkanımızın buna yüksek sesle karşı çıkması ayrı bir konu. Ama bu, insanlığın ortak sorunu. Kaynak ; Milliyet |
|
![]() |
| |