|
|
|
| Sevgini paylaşmak için bir neden yeterli 💗 - Yeni mesaj yok..! | |
| | LinkBack | Seçenekler | Arama |
| | #1 |
| Çevrimiçi ![]() ![]() | Sosyal medyaya karşı Avrupa'daki en büyük dava süreci başlıyor [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]Avrupa Birliği'nin sosyal medya şirketlerine yönelik en kapsamlı davalarından biri Portekiz'de başlıyor. Sosyal medya platformlarının kullanıcı davranışları üzerindeki etkisi, özellikle çocukların korunması ve bağımlılık yarattığı öne sürülen tasarım özellikleri davanın temel başlıkları arasında bulunuyor. ABD’deki META davasının ardından sanal medya bu kez Portekiz’de yargı karşısına çıkacak. Facebook, Instagram, Youtube ve TikTok hakkında “bağımlılık yaratan tasarım” kullandıkları gerekçesiyle dava açıldı. Avrupa Birliği’nin en büyük toplu davasını açan Portekizli dijital haklar grubu D3’ün Başkanı Ricardo Lafuente, CNN Türk’ten Serdar Korucu’ya konuştu. Lafuente “Sanal medya bağımlılığının tek nedeni şirketler. Aileler ve çocuklar suçlanmamalı” dedi. Bağımlılığın tek sebebi şirketler Sanal medya yeni bir dava süreciyle gündemde. ABD'deki Meta davasının ardından Facebook, Instagram, TikTok ve YouTube bu kez Portekiz'de mahkemelik oldu. Davanın tarafı olan Portekizli dijital haklar grubu D3’ün Başkanı Ricardo Lafuente, CNN Türk’ten Serdar Korucu’nun sorularını yanıtladı. Lafuente, dava açtıkları büyük sanal medya platformlarının tek ortak noktasının “bağımlılık” olduğunu söyledi: “Bağımlılık yapıcı tasarım tekniklerini kullanıyorlar. Yani insanları manipüle ederek dikkatlerini çekiyorlar ve onları uygulama içinde tutuyorlar. Böylece daha fazla reklam almaya çalışıyorlar. Bunlar adil olmayan, aldatıcı teknikler. Hem biz yetişkinlerin hem de çocuklarımızın bireysel kararlarını ortadan kaldırıyor. Ana hedefimiz, Avrupa'da bir yasal emsal oluşturmak. Bu davayla platformların etkilenen kişilere tazminat ödemesini sağlamak ve sonunda bu şirketleri aldatıcı taktikler kullanmaktan caydırmak ve buna karşı mekanizmalar kurmak. Temel olarak amacımız bu.” [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Ricardo Lafuente, ABD'deki davalarda görüldüğü gibi şirket içi belgeler ve çalışanların platformların çocuklara zarar verebildiğine ilişkin uyarılarının ortaya çıkmasının dava süreçlerini tetiklediğini belirtti. D3 grubunun başkanı, şirketlerin sanal medyanın bağımlılık yapan özelliklerini bildiğini hatta teşvik ettiklerini vurguladı, “Bundan artık kimsenin şüphesi yok. Bunu ihbarcılar ve ortaya çıkan şirket içi belgeler aracılığıyla biliyoruz. Ve bu belgelerin başka davaları da başlatmasını umuyoruz” dedi. Sanal medya platformlarındaki “karanlık tasarım kalıpları”na karşı uyaran Lafuente, bu terimi de şöyle açıkladı: “Bu kalıplar sanal medyada gördüğümüz arayüz tasarım taktikleridir. Bu, kullanıcıyı, kullanıcının kendisinin değil, sanal medya şirketinin istediği şekilde yönlendirir. Mesela sürekli ekranı kaydırmaya devam eden sistemler gibi. Bu, kullanıcının elinden "Devam etmek istiyor muyum, istemiyor muyum?" sorusunu elinden alıyor. Bireylerin iradelerini ortadan kaldırıyor. YouTube'daki otomatik oynatma bunun en temel örneklerinden biri. Her anne baba buna şahit olmuştur. Baktıklarında çocukları YouTube'da bir video izliyordur. 20 dakika sonra geldiklerinde tamamen alakasız şeyler karşısındadır. Hatta muhtemelen yaşlarına uygun da değildir. Algoritmik öneriler, insanları bakmayı seçmedikleri içeriklere de yönlendiriyor. İrade sizinmiş gibi görünüyor ama değil. Sahte bir irade yaratıyor. Örneğin, Instagram bize algoritmayı kullanıp kullanmayacağımıza karar verebileceğimizi söylüyor. Ama algoritmaya takılmak istemiyorsanız her giriş yaptığınızda bu özelliği tekrar tekrar seçmeniz gerek. Ve kullanıcılar bunu yapmıyor. Otomatik olarak kendilerini algoritmaların içinde buluyorlar.” “Bence karanlık tasarım dediğimiz şey, istemediğimiz içeriklere yönlendirildiğimiz andır. Mesela Facebook veya Instagram'da, arkadaşlarımın neler yaptığını görmek için oturum açıyorum ama platform beni bir anda içerik gibi görünen reklamlara yönlendiriyor. Hatta herkes için tartışmalı kabul edilebilecek materyalleri önünüze getiriyor. Bunlar arasında nefret söylemi içerikleri de bulunuyor. Böylece nefret de sanal medya üstünden yayılmış oluyor. İşte tam da bu noktada, kendimizi, en başta hiç de görmeyi amaçlamadığımız yerde buluyoruz. Ve bu karanlık tasarımla karşı karşıya olduğunuzu gösterir. Karanlık tasarımın en önemli özelliği şudur: Sizi, platformun içinde öyle bir yere yönlendirir ki kaydırma işlemini durdurma konusundaki seçim özgürlüğünüz bile elinizden alınır. Böylece manipülatif bir alana girmiş olursunuz.” Kullanıcıların iradesi manipüle ediliyor Sanal medya platformlarının tasarımını kumar makinelerindeki tekniklere benzeten Lafuente, “Kullanıcıların iradesi manipüle ediliyor” dedi ve herkesin tehdit altında olduğunu vurguladı: “Kumar makineleri de durumu analiz etme ve buna dayalı kararlar verme konusundaki irademizi manipüle eder. Kumarhanelerde bunu görürsünüz. Kendi çıkarlarınıza aykırı da olsa içinden çıkamazsınız ve oynamaya devam etmek istersiniz. Çünkü bunun için tasarlanmışlardır. İradeniz elinizden alınır, kendinizi mahvediyor olsanız bile... Kumarhaneler için "Kasa her zaman kazanır" denmesinin sebebi de budur. Çünkü kumarhaneyi işleten kurum ortamı kontrol eder. Sanal medya platformlarında da durum aynı. Tüm kontrolünüz onların eline geçer. Artık onlar kullanıcılarını nereye götürmek isterse oraya götürebilirler. İşte bu yüzden kumarhaneler sıkı şekilde denetlenir. Sanal medya platformlarının da kumar gibi denetlenmesi gerekir. Kuralları tek başına platformların belirlemesine izin verilmemesi lazım. Çünkü bu durum herkes için tehlike yaratıyor.” [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Portekizli dijital haklar grubu D3’ün Başkanı Ricardo Lafuente, telefonlardan gelen sanal medya bildirimlerinin herkesin dikkatini dağıttığını söyledi, sanal medyanın yarattığı yanılsamaya karşı kullanıcıları uyardı: “Sanal medya sanki sadece haberleri, gelişmeleri takip ettiğimiz bir mecraymış gibi gösteriliyor ama bu doğru değil. Bu bir yanılsama. Sanal medyanın amacı açık. İrademizi ele geçirmek. Sanal medya şirketlerinin isteği insanları bu platformların içine hapsetmek ve karlarını artırmak. İşte o bildirimlerin yasal bir zorunlulukla kaldırılmadıkları sürece devamlı gelmesinin nedeni bu.” Ailelerin sanal medya şirketlerine karşı savunmasız olduğunu kaydeden Lafuente, “Ebeveynler; yüksek ücretlerle çalışan ve tek amaçları çocukların dikkatini çekmek olan tasarımcılar, teknoloji uzmanları ve psikologlardan oluşan bir orduya karşı” dedi. Bu mücadeleyi “adaletsiz” diye niteledi: “Üstelik bu anne babaların bazıları tam zamanlı işlerde çalışıyor, hayatın yükünü çekiyor, pek çok krizle boğuşuyor ve çocuklarıyla ilgilenecekleri o zaman aralığında da bu sorunla boğuşuyorlar. Suçu ebeveynlere atmaya çalışmak planlı bir kampanya. Bir anne babadan, denetim uygulaması kullanmasını beklemek ya da dijital okuryazarlık programlarına katılmasını istemek haksızlık. Böylece şirketlerin sorumluluğu gözden kaçırılıyor. Suç ebeveynlere yüklenince şirketler kendini aklamış oluyor. Bundan çıkar elde ediyorlar. Ebeveynlerin suçlanması, kendilerini çocuklarını koruma konusunda başarısız hissetmeleri, buna inandırılmaları kabul edilemez. Toplumsal açıdan korkunç bir durum. Açık olan bir şey var. Muazzam kaynaklara sahip şirketler çok güçlü bir şekilde saldırıyor ve anne babaların tek başlarına bu mücadeleyi kazanma şansı yok. Üstelik bu mücadele bir kez değil. Çocuklu her evde her gün yaşanıyor. Her ebeveyn de bu durumu fark ediyor. Bu platformlarda son karanlık insanlar var. Meta ve onun bünyesindeki Instagram, Facebook ve WhatsApp'tan bahsedelim. Son yıllarda sanal medya üstünden yayılan cinsel istismar ağlarını görüyoruz. Çocukları tuzağa düşürmeye çalışan gruplar neredeyse açıkça faaliyet gösteriyor. Bir diğer çarpıcı örnek de yaklaşık 15 yıldır kullanılan Roblox... Çocuklar için tasarlanmış bir platform olmasına rağmen yakın zamana kadar hiçbir koruma mekanizması yoktu. "Tanımadığım kişilerin çocuğumla iletişime geçmesini istemiyorum" şeklinde bir ayara sahip değildi. Uzun zaman çocuklar savunmasız kaldı. Roblox'a karşı davalar açılınca durum değişti. Bu aşamada mahkemelerin etkisini görüyorsunuz.” Lafuente, sorunun sanal medyada yaş sınırları ile çözülemeyeceğini söyledi ve sıkı bir denetimin gelmesi gerektiğini vurguladı: “Artık şu açık olmalı. Bizim tercih ettiğimiz yaklaşım sorunun kaynağına inmek. Sorunun kaynağı çocuklar, yetişkinler ya da yaşlılar değil. Bu durumu yaratan şirketler. Ve inanıyoruz ki şirketler, çocukların yasaklanması ya da yaş doğrulama mekanizmalarının oluşturulmasından memnunlar. Çünkü bu, onların bağımlılık yaratan uygulamalara, yani sonsuz kaydırma ya da otomatik oynatma gibi karanlık tasarımlara devam edebilecekleri anlamına geliyor. Bunlar sadece çocukları etkilemiyor ki... 16 ya da 18 yaşına geldiklerinde sanal medya bağımlılığına yakalanacaklar. Bu yüzden Portekiz'deki davamızda, konuyu sadece çocuklarla, gençlerle sınırlamadık. Bu, herkesi etkileyen genel bir toplumsal sorun. Eğer bir şehirde, belirli bir caddede çok sayıda ölümlü kaza yaşanıyorsa, çözüm o yolu insanlara kapatmak değildir. Caydırıcı unsurlar oluşturursunuz. Araçların yavaşlamasını sağlayan hız kesiciler koyarsınız. Trafik ışıkları yerleştirirsiniz. İşte burada savunduğumuz tam olarak bu. Şirketleri durdurmamız gerekiyor.” Fransa'da 15 yaş altı çocuklar için sosyal medya yasağında sona gelindi, Sosyal medyadaki fotoğraf akımları kişisel veriler için risk oluşturuyorSanal medya bağımlılığına şirketlerin kullandığı tasarımların neden olduğunu söyleyen Lafuente, “Eğer telefonunuza çok baktığınız için kendinizi kötü hissediyor ve geceleri kontrolü kaybettiğiniz için depresif bir ruh haline bürünüyorsanız, bu sizin suçunuz değil. Çocuğunuz dikkatini toplayamıyor ve okulda sorunlar yaşıyorsa, bu ne ebeveynlerin ne de çocukların suçu” dedi. D3 Başkanı, “Ortada suçlu olan bir kesim var o da şirketler. Bence dünyanın dört bir yanında dayanışmaya ihtiyaç var çünkü hepimiz aynı sorunla boğuşuyoruz” diye konuştu. Lafuente, “Benim çağrım, bizleri cihazlarımıza köle etmeyen bir interneti geri kazanmak için herkesin harekete geçmesi. Çünkü sanal medya şirketleri hepimizi tehdit ediyor” ifadelerini kullandı. Kaynak ; Milliyet |
|
![]() |
| |