[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]HABER MERKEZİ- Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunanAK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, infaz düzenlemesine ilişkinyapılması planlanan çalışmanın af niteliğinde olmayacağını vurguladı.
Geçmiş yıllarda af başlığı altında yapılan düzenlemelerin sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiğini belirten Güler, tahliye edilen bazı kişilerin yeniden suç işleyerek cezaevine girdiğini söyledi. Güler, toplumsal huzurun ve güvenliğin korunması, aynı zamanda toplumda cezasızlık algısının oluşmaması gerektiğini ifade etti.
Mersin’de Büyükşehir ve 2 ilçe belediyesine operasyon! Şok detaylar: Ali ve Veli'nin istekleri bitmiyor
FON SORUŞTURMASI
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in açıklamaları şöyle;
"Ben öncelikle 28. Dönemin 5. Yasama yılının hem aziz milletimiz hem ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugün saat 14.00'te Sayın Cumhurbaşkanımızın Genel Kurula hitaplarıyla beraber başlayacağız. Tabii akşam da bir resepsiyonumuz var. Daha sonra önümüzdeki hafta salı gününden itibaren Genel Kurul çalışmaları, komisyon çalışmaları devam edecek. Geçen haftalarda Türkiye'de sermaye piyasalarında, özellikle adına fon krizi dediğimiz bir durum yaşandı. Burada bizim, yani Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki kararlı duruşunu, açıklamalarını bütün kamuoyu yakından biliyor ve talimatlar da ortada. Çünkü hızlıca, hemen salı günü Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında ilgili sorumlu bakanlıklar, başkanlıklar ve kurul başkanları bir toplantı icra edildi. Uzun bir toplantı sonrasında bazı kararlar alındı. Bu kararlardan bir tanesi, özellikle sorumlu bakanlıklarla beraber kurulların hem iyi bir koordinasyon içerisinde çalışmaları, yürütmeleri hem de varsa sorumlular açısından, idari düzenlemeler açısından, çalışmalar açısından bütünsel, bütüncül bir yaklaşım ortaya koymak için bir kurul oluşturuldu. Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında Fon İzleme ve Koordinasyon Kurulu. Çünkü farklı bakanlıkların farklı uygulamaları ve çalışmaları olabilir. Bunu bir bütünlük içerisinde hem sermaye piyasalarına güven verme hem de mülkiyet hakkı ve diğer temel insan hakları noktasındaki anayasal güvence içerisindeki haklar noktasında bir sorumluluk taşıma adına bu kurul şu anda çalışmalarını devam ettiriyor.
"BEDELLER ASLA HAZİNE KAYNAKLARINDAN VEYA DEVLETİN BÜTÇESİNDEN ÖDENMİŞ DEĞİLDİR"
Dün akşam itibarıyla bu kurul ilk tebliği yayınladı. Yatırım araçlarında 1 milyon TL ve altında parası bulunan vatandaşlarımızın yine mevcut fondaki teminatlardan ve diğer varlıklardan karşılanmak suretiyle ödenmesine karar verildi. Bu çok önemli bir karardır. Özellikle bu süreçten olumsuz etkilenen küçük yatırımcılarımızın korunması adına önemli bir karardır. Bu süreç devamında da yine aynı kararlılıkla beraber devam edecek. Şundan aziz milletimiz müsterih olsun. Burada meydana gelen bu tür ödeme noktasındaki bedeller asla Hazine kaynaklarından veya devletin bütçesinden ödenmiş değildir. Mevcut bu süreçlerdeki elde edilen teminat miktarları ve fonların mevcut varlıkları üzerinden ödeniyordur. Bunun da bilgisini verelim.
Infografik Görsel (Quality Image)
"KİMİN BABASI, KİMİN OĞLU, KİMİN KARDEŞİ ÖNEMLİ DEĞİL"
Diğer önemli bir karar, Devlet Denetleme Kurulu. Anayasamızın 108. maddesi bağlamında en üst idari denetim organı olarak hem inceleme yapma, denetleme yapma ve soruşturma yapma noktasında yetkilendirilmiş olan Devlet Denetleme Kurulu, Sayın Cumhurbaşkanımızın görevlendirmesiyle beraber bu süreçle beraber dün de hızlı bir şekilde tüm bu süreçleri inceleyecek, denetleyecek, varsa sorumlulukları bulunanlarla ilgili soruşturma yapılması noktasında raporunu hazırlayacak. Çok dikkatli, çok özenli bir süreci takip ediyoruz. Çünkü sermaye piyasaları, ekonomik piyasalar bu konularda bu tür şeyleri çok dikkatli takip ederler. Böyle bir olumsuzluğun bir krize dönüşmemesi adına çok nitelikli, ciddi çalışmayı ortaya koymak gerekiyor. Meclis ayağında atılacak adım konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın kararı çok net. Ucu nereye giderse gitsin. Kimin babası, kimin oğlu, kimin kardeşi, kimin şeyi önemli değil. Bu konuda gereği yapılacaktır. Zaten yapılması noktasında Sayın Cumhurbaşkanımızın kararını herkes duydu, biliyor ve gereği de yapılıyor.
"UŞAK'TA MASUMİYET KARİNESİ DİYORLARDI"
Tabii Meclis ayağında şimdi maalesef muhalefet partisi arkadaşlarımızın yaklaşımlarını da ben çok net anlamış değilim. Anayasamızın 138. maddesi var. Bu süreç üç başlıkta çok ciddi takip ediliyor. Ortaya bir fotoğrafın, bir tablonun çıkması lazım. Ki yasama da bu konuda aktif karar alabilsin, pozisyon alabilsin. Fon İzleme ve Koordinasyon Kurulu kurulmuş, bir bütünlük içerisinde kararlarını devam ettiriyor. İki, Devlet Denetleme Kurulu göreve davet edilmiş ve şu anda çok ciddi manada çalışmalara başlamış. Üç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çok ciddi manada bu soruşturuluyor. 55'in üzerinde kişi şu anda tutuklanmış durumda. Dolayısıyla bu üç başlığın sonucunda bir tablo ortaya çıkması lazım. Şimdi soruşturma konusu olmuş bir hususta Mecliste araştırma komisyonu kuramazsınız. Anayasa'nın 135. madde engeli var. Mevcut durum içerisinde alınacak tedbirler varsa, kriz yönetimi, bunun da ortaya çıkması lazım. Devlet Denetleme Kurulu raporu ve diğer Fon İzleme ve Koordinasyon Kurulu. Şimdi dolayısıyla bizim böyle iş yapıyor gibi görünmek doğru olmaz. Meclisimizdeki çalışmalarımız ciddi bir şey. Yani kurmuş olmak için kuramayız diyorsunuz. Hedef noktasında üzerine eğileceği kalıcı, ciddi gerek bu öneriler. Çünkü raporlarımıza baktığımızda, rapor noktasında komisyonumuz varsa idari eksiklik bunu öneriyor, giderilmesi için. Varsa yasal boyut eksikliği bunu öneriyor, giderilmesi için. Ama bunun bir tablo olarak ortaya konulması lazım ki Meclis araştırmamız da ona göre yönetsin.
Muhalefetten şöyle bir eleştiri geldi. Fatma Betül Sayan Kaya ismini biz ortaya çıkardık. Yoksa bu yönde bir isim açıklanmayacaktı. Ben açıklayan arkadaşlara da gülüyorum. O ismi biraz önce başka televizyonda zikrettim. Adını da söyleyelim. Parti Sözcüsü Zeynel Emre. İlgili arkadaşımız hukukçu, tanırım da kendisini. Peki Uşak'ta bütün toplumun huzurunda utandığı, değil mi, Uşak Belediye Başkanı'nın Bornova'da, utandığı bir otur odasındaki garip yolsuzluk, hususuzluk ve ahlaksızlık diyelim, hususunda ne demişti ilgili arkadaş? Efendim, masumiyet karinesi. Biz inceleyeceğiz, arkadaşı dinleyeceğiz. Sonra Parti Meclisi bize rapor sunacak demişti. Peki şimdi ne oldu? Yani biz biliyor muyuz? Mesela ilgili arkadaşımız istifa etti. Gelinen bu aşamada partime yük getirmemek, sorumluluk noktasında bu sürecin daha sağlıklı işlemesi için partideki tüm görevlerden istifa ediyor muydu? Peki eylemini biliyor muyuz? Neler yapılmış? Ne kadar miktar ödenmiş? Nereye gelmiş? Bunun bir tahkikatla, bir incelemeyle, soruşturma noktasında ortaya konulması gerekmiyor mu? Sadece bir isim üzerinden biz karar mı değiştirdik? Peki o zaman ilgili arkadaşlara soralım. Siz niye bu kadar ahlaksızlık ve yolsuzluk Uşak'ta yaşanırken, Antalya'da yaşanırken, Bursa'da yaşanırken, ilgili arkadaşlarınız için masumiyet karinesi dediniz? Partiden uzaklaştırmadınız, hiçbir işlem yapmadınız. Onlar da bir şey yapmadı. Ve şu anda da hâlâ siyasi operasyon diye açıklama yapmaya çalışıyorsunuz. Bu tutarsızlık değil mi? Sade bir soru. Bakın, ilgili arkadaşımız, ben masumiyet karinesine her aşamada inanan bir insanım. Olayların gerçek manada, gerçek delillerle, açık bir savunmanın gerçekleştirileceği ve bağımsız ve tarafsız yargı önünde bunun tamamlanarak ortaya konulmasından yanayım. Ben bu arkadaşları da buna davet ediyorum. Yok, hayır, biz peşinen cezalandırılmasını istiyoruz. Bu arkadaş bunu yapmıştır diyorsanız, sizin Cumhurbaşkanı ilan ettiğiniz ve şu anda yargılaması devam eden Ekrem İmamoğlu'yla ilgili bu tutumu niye almadınız? Bu bir. İki, Uşak'taki ilgili belediye başkanıyla ilgili bu tutumu niye almadınız? Üç, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili bu tutumu niye almadınız? Dört, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili bu kadar açık, delillendirilmiş yolsuzluk, arsızlık, hırsızlık ortadayken savunma hakkı dediniz, adil yargılanma hakkı dediniz. Dolayısıyla masumiyet karinesi dediniz. Aynen ben de öyle diyorum. Her olayda olduğu gibi biz masumiyet karinesine inanıyoruz. Ama siz inanmıyorsunuz belli ki şimdiden bazı isimleri burada yapıyorsunuz. Ama ben şunu biliyorum ki o isimleri ben bilmiyorum. Onlara nasıl ulaştırılmış, kim ulaştırmış. Bunu da ilerleyen zamanda kendileri açıklarlarsa memnun oluruz. Çünkü biz biliyoruz ki kendileriyle ilgili de bize çok sayıda, birçok ihbar geliyor, şikâyet geliyor, bilgi geliyor. Ama biz onlar gibi yapmıyoruz. Biz onlar gibi, biz bağımsız, tarafsız yargının işin içinde olmasını ve görevini yapmasını istiyoruz. Biz doğrudan herkesi hangi suçu işlediğine dair bir kanaati oluşturmadan, kesinleştirmeden, delillendirmeden de doğrudan suçlanmasını doğru bulmuyoruz. Ama elbette herkesin kendi düşüncesidir, kendi yaklaşımıdır. İlgili arkadaşımız da zaten bu sorumluluğu alarak partideki tüm görevlerden de istifa etmiştir. Bunun da bilinmesini isteriz.
Fondaki parası 1 milyon TL’yi aşanlar dikkat! Kalan ödemeler ne olacak? Ekonomist Muhammet Bayram süreci anlattı
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Kurulu oluşturuldu malum. Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında ilgili bakanlıklarımız, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir komisyon olacak. Tabii öncelikle komisyon sayısı, Meclis Başkanımız parti grupla bir araya gelirler, müzakere edilir. Öncelikle milletvekili sayısı belirlenecektir, komisyonun kaç kişiden oluşacağı. Tabii buradaki esas amaç verimli ve etkin çalışmasıdır. Yani sayıdan çok bu komisyonumuzun verimli ve etkin çalışmasıdır. Çünkü nihayetinde burada yürütme için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki komisyonla entegre, bir koordinasyon içerisinde komisyon kurul entegre olacak. Tabii. Çünkü bilgi paylaşımı olacak orada. Çünkü kurul, alt komisyonlar kuruldu. Dört tane alt komisyon kuruldu. Silah bırakma sürecinin takibi, adli süreçlerin takibi, toplumsal uyum ve diğer entegrasyonun takibi gibi başlıklarda dört tane komisyonumuz var. Bu komisyon da gerek kamu kurumlarından gerekse de farklı görevlendirmelerle beraber bu çalışmalarını belli bir aşamaya getirecek. Tabii bu çalışılan hususlar, elde edilen bilgiler raporlarda dönem dönem komisyonumuz tarafından, kurul tarafından paylaşılacak. Tabii komisyonumuzun tavsiyeleri de olabilir, önerileri de olabilir. Gerek kamuoyundan kendilerine iletilen, gerek de kendilerinin çalışmanın neticesinde elde ettikleri bilgileri Kurul vasıtasıyla yine kamuoyuyla paylaşabilir ve sürece katkı sağlamak için yapılabilir. Burada Meclis Başkanımız bu ay içerisinde parti grupla bir ön görüşme yaparak bunun sayısını belirleyebilirler kapsam içerisinde. Ondan sonraki aşamada da ilgili komisyonumuz çalışmalarına başlar.
İNFAZ DÜZENLEMESİ
Yani biraz karışık açıkçası. Daha sadeleştirilmiş. Yani suç tipi ayrımı olmaksızın daha adil ve uygulamalar olarak mahkûmun ıslah koşullarını dikkate alan bir düzenlemeye ihtiyaç var. Bunu zaten geçmiş dönemlerdeki toplantılarımızda ve açıklamalarımızda uygulamıştık. Tabii bizim infaz düzenlemesi yaparken de etki analizlerini çok iyi yapmamız lazım. Şu anda Türkiye'de cezaevlerinde yaklaşık 420 bine yakın mahkûm ve tutuklu var. Yaklaşık 350 bine yakın mahkûmiyet olan, yüzde 85, yüzde 14-15 civarında tutuklu kişiler var.
"ASLA BİZİM BİR AF DÜZENLEMEMİZ YOK"
Dolayısıyla bizim infaz düzenlemesi dediğimiz hadisede bir defa şunu çok net vurgulayalım. Asla bizim bir af düzenlememiz yok. Asla bir kısmi af düzenlemesi de bizim herhangi bir şekilde gündemimizde yok. Çünkü geçmiş yıllarda af başlığı altında yapılan düzenlemelerin yararlı olmadığını, sonuç vermediğini, çok kısa zaman içerisinde yine tahliye edilen, serbest bırakılan, affedilen kişilerin yine suç işleyerek cezaevlerine girdiğini görüyoruz. Dolayısıyla toplumsal huzurun, güvenliğin sağlanması, toplumda cezasızlık algısının asla oluşmaması noktasında çok dikkatli hareket etmemiz gerekiyor.
Diğer yandan da ceza kavramının ana hedeflerinden birisi de, en önemli başlıklarından birisi de mahkûmun ıslahı. Yani cezaevlerine girmiş, cezası kesinleşmiş, infazına başlamış kişinin eğer koşullu salıverme şartları içerisinde, infaz oranındaki infaz süreçleri tamamlandığında kişi uyumlu, iyi hâlli, bir daha suç işlemeyeceğine dair idari gözlem kurullarını bu manada ikna etmiş, varsa eğitimini tamamlamış, meslek edinmiş, gerçekten iyi bir vatandaş olma noktasında kanaat oluşmuşsa bu kişilerin koşullu salıverilme şartları içerisinde daha erken tahliyesi mümkün olabilir. Bizim bunun üzerinde biraz çalışmamız lazım.
"SUÇ MAKİNESİ İLE BİR KEZ SUÇ İŞLEYEN AYNI KATEGORİDE OLMAZ"
Koşullu salıverilme şartlarında mahkûmun ıslahına yönelik gelişimi dikkate almalı. Yani adeta toplumda suç makinesi gibi adlandıracağımız, bir değil, iki değil, üç değil, belli suç tiplerini sürekli işleme alışkanlığı edinmiş kişilerle hayatında bir defa suç işlemiş kişilerin aynı kategoride değerlendirilmeyeceği, ıslah olma koşulları içerisinde pişmanlık, yani bizim kanaatimiz şu. Sonuçları itibarıyla ben bir daha suç işlemeyeceğine dair kanaat getirmişsem o kişiyle ilgili onu daha erken salıverebilelim. Ama suç makinesine dönmüş, siz tahliye etseniz bile yine bir suça karışıp tekrar cezaevine girebilme ihtimali yüksek olan kişileri de ayırt edebilelim. Biz genelde her ikisine de aynı muameleyi gösteriyoruz.Bunun ayırt ediciliği sistem ve teşvik. Yani ben mahkûma da şunu demem lazım. Senin infaz oranın bu ama sen iyi hâlli, uyumlu, meslek edinmiş, cezaevi yönetimiyle burada iyi bir dönem geçirmişsin. Disiplin suçu işlememişsin. Dolayısıyla sen erken tahliye olduğunda, topluma uyum gösterme noktasında bir daha suç işlemeyeceğine yönelik bizimle bir kanaat oluştu. Dolayısıyla seni daha erken devletin bir serbestlikle beraber tahliye edebiliyoruz dediğimizde diğer bu manada da, diğer mahkûmların da topluma kazandırma noktasında teşvik de etmiş oluyorsunuz. Yani uyumlu olmak, bir daha suç işlemeyeceğine yönelik kendisini iyileştirmesi, geliştirmesi, psikolojik destek görmesi gibi. Ama bakıyoruz, bazı kamuoyunu yakından ilgilendiren olaylar meydana geldiğinde, o kişinin geçmiş sabıkasına baktığımızda birkaç olayda da yine aynı düzlemde suç işlediğini, ceza aldığını, erken tahliye olduğunu gibi haberler duyuyoruz. Yani bizim amacımız burada cezasızlık algısı oluşturmadan toplumda, yine kamu düzenini sağlayacak mahiyette ama aynı zamanda mahkûm ıslahını güçlendirecek, koşullu salıverilme şartlarını iyileştirecek, güçlendirecek, daha sade, suç tipi ayrı ayrı edilmek için suç tipi, daha gerçekçi mahiyette bir Ceza İnfaz Kanunu hayata geçirmemiz de gerekiyor.
"İNFAZ KANUNU DÜZENLEMESİ İÇİN HENÜZ ERKEN"
Bunun için çalışmamız lazım, biraz zamana ihtiyacımız var. Adalet Bakanlığımızda yaz boyu bazı etki analizlerini aldık. Mahkûm sayısı, suç tipleri, durumları, idare gözlem kurullarının kararları gibi bunları analiz ediyoruz, çalışıyoruz. Ama yakın zamanda bir infaz kanunu düzenlemesi gelir mi? Henüz erken, bunu ifade edelim. Ama önümüzdeki aylardan sonra mutlaka gündeme gelecektir. Dediğim gibi sadeleştirilmiş, adil, gerçekçi, suç tiplerinin mahkûmun ıslahını merkeze alan bir konumda inşallah.
NAFAKA DÜZENLEMESİ
Geçtiğimiz gün yayınlandı. Katı alarak nafaka düzenlemesi olacak. Yine boşanmayla ilgili bazı maddeler olacak. Çünkü bizim makul sürede boşanmanın sonuçlanmaması nedeniyle maalesef aile içinde şiddet ve olumsuzluklar yaşanıyor. Boşanma noktasında tarafların, yani karı koca arasındaki ilişkide fikren ve ruhen ayrılık meydana gelmiş. Tarafların bir daha bir araya gelemeyeceğine dair yargıç, hâkim bir kanaat oluşturmuşsa diğer yargılama içerisindeki hususların değerlendirilmesi daha farklı oluşabilecektir. Değerlendiriyoruz şu anda, çalışıyoruz. Yani amacımız burada şu, çok uzun müddet yargılamaları devam eden, makul sürede tamamlanmayan boşanma davaları veya daha ağır kusuru vardır diye. Çünkü taraflardan biri daha ağır kusurluysa ve boşanma davası açmışsa bu da yargıç tarafından değerlendirilmişse reddediliyor. Ancak reddedilse bile taraflar artık çok derin bir ayrılığa düşmüş. Fikren, ruhen bir daha bir araya gelmeleri mümkün değil. Ama boşanmaları da gerçekleşmemiş. Çok uzun sürüyor. Bu sefer aile içi bu husustan farklı şiddete varan gerilimlere, kavgalara, olaylara sebebiyet veriyor. Yani devlet bir mekanizma kurmalı. Tarafları mağdur etmeden ve tarafların haklarını koruyarak ortak bir çözümle bir konumu da geliştirebilmeli.
Bu boşanmayla ilgili hem de nafakayla ilgili, velayetle ilgili hususları içeren kanun teklifleri. 3. Yargı paketimiz bu Ekim ayı içerisinde gelecektir."
Kaynak ; Milliyet